Sedef Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavi Yöntemleri

Sedef hastalığı nedir sorusunun tıbbi karşılığı net bir tanıma dayanır. Sedef hastalığı (psoriasis), bağışıklık sisteminin deri hücrelerini olması gerekenden çok daha hızlı çoğaltmasıyla ortaya çıkan, kronik seyirli ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığıdır. Sedef hastalığı belirtileri çoğu kişide dirsek, diz ve saçlı deride beliren, üzeri gümüşi beyaz pullarla kaplı kırmızı plaklarla başlar. Psoriasis yalnızca cildi etkilemez ve tırnaklardan eklemlere, kalp damar sağlığından metabolizmaya kadar geniş bir alanda iz bırakır. Bu rehber, sedef hastalığının nedenlerini, türlerini, belirtilerini, tanı sürecini ve güncel sedef hastalığı tedavi yöntemlerini kanıta dayalı bilgilerle bir arada sunar.

Sedef Hastalığı (Psoriasis) Nedir?

Sedef hastalığı, bağışıklık sistemindeki T hücrelerinin sağlıklı deri hücrelerini bir tehdit gibi algılayıp iltihabi sinyaller üretmesiyle başlayan otoimmün bir hastalıktır. Sağlıklı bir ciltte keratinosit adını taşıyan deri hücreleri yaklaşık 28 günde yenilenir. Sedef hastalığında keratinositler aynı döngüyü 3 ile 5 gün arasında tamamlar. Cilt ölü hücreleri bu hızda atamadığı için yüzeyde kalın, pullu ve kabarık plaklar oluşur.

Hastalığın Türkçe adı da bu görünümden gelir. Sedef kelimesi, istiridye kabuğunun iç yüzeyindeki parlak ve gümüşi tabakayı anlatır. Plakların üzerindeki pullar bu tabakaya benzediği için hastalık halk arasında sedef adıyla yerleşmiştir. Tıp literatürü ise hastalığı Yunanca kaşınmak anlamındaki psora kökünden gelen psoriasis (psoriaz) adıyla tanımlar.

Dünya Sağlık Örgütü'nün 2016 tarihli Global Psoriasis Raporu, dünya genelinde en az 100 milyon kişinin psoriasis ile yaşadığını bildirir. Aynı rapora göre hastalığın yaygınlığı ülkeden ülkeye yüzde 0,09 ile yüzde 11,4 arasında değişir. Sedef hastalığı kadınları ve erkekleri benzer oranda etkiler. Hastalık her yaşta başlayabilir, ancak ilk belirtiler en sık iki dönemde ortaya çıkar. Bu dönemlerden ilki 20 ile 30 yaş arası, ikincisi 50 ile 60 yaş arasıdır.

Sedef Hastalığı Bulaşıcı mı?

Sedef hastalığı bulaşıcı değildir. Psoriasis bir mikroorganizmadan kaynaklanmaz. Bu nedenle dokunma, aynı havuzda yüzme, havlu veya eşya paylaşımı ve cinsel temas sedef hastalığını başka bir kişiye taşımaz. Sedef lezyonları ne kadar yaygın ve kırmızı görünürse görünsün, plakların içinde başka bir kişiyi enfekte edecek bir etken yoktur. Hastalığın bulaşıcı olduğuna dair yanlış inanç, sedef hastalarının sosyal hayattan çekilmesine yol açan önemli bir etkendir. Aynı inanç kaygı ve depresyon riskini de artırır.

Sedef Hastalığı Neden Olur?

Bilim dünyası sedef hastalığının tek bir nedene bağlı olmadığı konusunda hemfikirdir. Psoriasis, genetik yatkınlığı olan bir kişide çevresel bir tetikleyicinin bağışıklık sistemini harekete geçirmesiyle ortaya çıkar. Araştırmacılar bugüne kadar sedef hastalığıyla ilişkili onlarca gen bölgesi tanımlamıştır. Bu bölgeler arasında en güçlü ilişkiyi HLA C geni üzerindeki bir varyant gösterir. Amerikan Ulusal Psoriasis Vakfı (NPF) verilerine göre ebeveynlerden birinde sedef hastalığı olan bir çocukta risk yaklaşık yüzde 10'dur. İki ebeveynde de hastalık olduğunda bu oran yaklaşık yüzde 50'ye çıkar.

Genetik yatkınlığı olan kişilerde sedef hastalığını başlatan veya alevlendiren başlıca tetikleyiciler aşağıdaki listede yer alır.

  • Enfeksiyonlar, özellikle streptokok kaynaklı boğaz enfeksiyonları, guttat tip sedef hastalığını başlatabilir.

  • Stres, bağışıklık sisteminin iltihabi yanıtını güçlendirerek mevcut plakları alevlendirir.

  • Deri travmaları yeni sedef lezyonlarına yol açabilir. Kesik, sıyrık, böcek ısırığı, dövme ve güneş yanığı bu travmalar arasındadır. Dermatologlar travma bölgesinde yeni plak çıkmasına Koebner fenomeni adını verir.

  • Bazı ilaçlar psoriasisi kötüleştirebilir. Lityum, beta blokerler ve sıtma ilaçları bu gruptadır. Sistemik kortizonu aniden bırakmak da aynı etkiyi yaratabilir.

  • Sigara ve alkol, hem hastalık riskini hem de sedef hastalığının şiddetini artırır.

  • Soğuk ve kuru hava, cildin nem dengesini bozduğu için kış aylarında alevlenmeleri sıklaştırır.

  • Obezite, yağ dokusunun salgıladığı iltihabi maddeler aracılığıyla psoriasisin daha ağır seyretmesine katkıda bulunur.

Son yıllardaki çalışmalar, bağırsak mikrobiyotasındaki dengesizliğin de sedef hastalığı ile ilişkili olabileceğini gösterir. Araştırmacılar bağırsak ile deri arasındaki bu iletişim hattını bağırsak deri ekseni olarak tanımlar. Mevcut veriler bir nedensellikten çok güçlü bir ilişkiye işaret eder.

Sedef Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Sedef hastalığı belirtileri türe, tutulan bölgeye ve hastalığın şiddetine göre kişiden kişiye değişir. Aynı kişide bile belirtiler alevlenme dönemlerinde belirginleşir, sakin dönemlerde ise hafifler veya tamamen kaybolur. Hekimlerin en sık tespit ettiği sedef hastalığının belirtileri aşağıdaki listede yer alır.

  • Keskin sınırlı, kabarık, üzeri gümüşi beyaz pullarla kaplı kırmızı veya pembe plaklar

  • Plak bölgesinde kaşıntı, yanma ve batma hissi

  • Kuruyup çatlayan ve zaman zaman kanayan cilt

  • Saçlı deride kepeğe benzeyen, ancak kepekten daha kalın ve yapışık pullar

  • Tırnaklarda toplu iğne başı büyüklüğünde çukurlar, sarı kahverengi lekeler ve kalınlaşma

  • Eklemlerde şişlik, sabah sertliği ve ağrı

  • Kaşıntıya bağlı olarak uyku kalitesinde düşüş

Plakları kazımak, pulların altındaki küçük kan damarlarında noktasal kanamalara yol açar. Dermatologlar bu bulguya Auspitz işareti adını verir. Auspitz işareti, sedef hastalığını diğer pullu deri hastalıklarından ayırmada yardımcı bir ipucu sunar. Sedef hastalığı belirtileri en sık dirsek dış yüzünde, diz ön yüzünde, saçlı deride, bel bölgesinde ve göbek çevresinde ortaya çıkar.

Sedef Hastalığı Başlangıcı Nasıl Olur?

Sedef hastalığı başlangıcı çoğu zaman sinsi ilerler. İlk belirtiler kolayca kuru cilt, egzama veya inatçı kepekle karışır. Başlangıç döneminde kişi genellikle dirsek, diz ya da saç çizgisi üzerinde birkaç milimetrelik papüller fark eder. Bu küçük kabarıklıklar hafif kaşıntılı, pembe ve pulludur. Papüller haftalar içinde birleşerek daha büyük plaklara dönüşür.

Sedef başlangıcı çocuklarda ve gençlerde farklı bir tablo çizebilir. Boğaz enfeksiyonundan iki ila üç hafta sonra gövdede, kollarda ve bacaklarda aniden çok sayıda küçük, damla biçimli leke belirebilir. Böyle bir tabloda hekimin aklına ilk olarak guttat tip sedef hastalığı gelir. Erken sedef belirtisi olabilecek başka bulgular da vardır.

  • Saçlı deride kalın ve inatçı pullanma

  • Kulak arkasına ve ense çizgisine taşan kızarıklık

  • Tırnaklarda açıklanamayan çukurcuklar

Birkaç hafta içinde geçmeyen belirtiler, bir dermatoloji uzmanının değerlendirmesini gerektirir.

Sedef Hastalığı Çeşitleri Nelerdir?

Psoriasis tek tip bir hastalık değildir. Sedef hastalığı çeşitleri görünüm, tutulan bölge ve ciddiyet açısından belirgin farklar taşır. Aşağıdaki tablo her sedef türünün ayırt edici özelliklerini bir arada gösterir.

Sedef Hastalığı Türü

Görünüm

En Sık Tutulan Bölge

Klinik Önemi

Plak tipi sedef (psoriasis vulgaris)

Kalın, gümüşi pullu, keskin sınırlı kırmızı plaklar

Dirsek, diz, saçlı deri, bel

Tüm vakaların yaklaşık yüzde 80 ile 90'ını oluşturur

Guttat sedef

Damla biçimli, küçük, pullu lekeler

Gövde, kol, bacak

Çocuk ve gençlerde, boğaz enfeksiyonu sonrasında başlar

İnvers (ters) sedef

Pulsuz, parlak kırmızı ve nemli plaklar

Koltuk altı, kasık, meme altı, kalça arası

Mantar enfeksiyonuyla karışabilir

Püstüler sedef

Kırmızı zemin üzerinde irin dolu, mikropsuz kabarcıklar

Avuç içi, ayak tabanı veya tüm vücut

Yaygın formu ateş ve halsizlikle seyreder, acil değerlendirme gerektirir

Eritrodermik sedef

Vücudun büyük bölümünü kaplayan kızarıklık ve soyulma

Tüm vücut

En ağır formdur, hastanede takip gerektirebilir

Tırnak sedefi

Çukurlaşma, renk değişikliği, kalınlaşma, tırnağın yatağından kalkması

El ve ayak tırnakları

Psoriatik artrit için uyarı işareti olabilir

Psoriatik artrit (sedef romatizması)

Eklem şişliği, ağrı, sabah sertliği

Parmak eklemleri, diz, omurga

Sedef hastalarının yaklaşık üçte birinde gelişir

Plak tipi sedef hastalığı en yaygın form olsa da bir kişide aynı anda birden fazla sedef türü olabilir. Eritrodermik ve yaygın püstüler psoriasis ağır tablolardır. Bu iki form vücut ısısı düzenlemesini ve sıvı dengesini bozabildiği için ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Saçta Sedef Nasıl Görünür?

Saçta sedef, saçlı deride kalın, gümüşi ve sıkıca yapışık pullarla kendini gösteren bir psoriasis formudur. Saçlı deri sedefi, sedef hastalarının önemli bir bölümünde ortaya çıkar ve bazı çalışmalara göre hastaların yarısından fazlasını etkiler. Plaklar çoğunlukla saç çizgisinin ötesine taşar ve alın, ense ile kulak arkasında kızarık bir bant oluşturur.

Seboreik dermatit de saçlı deride pullanma yapar. Ancak seboreik dermatitin pulları daha ince, yağlı ve sarımsıdır. Saçta sedef ise daha kalın, kuru ve gümüşi pullar üretir. Saçlı deri sedefi yoğun kaşıntıya yol açar ve kişinin plakları kazıması geçici saç dökülmesine neden olabilir. Sedef hastalığı saç köklerini kalıcı olarak tahrip etmez. Plaklar gerilediğinde saç genellikle yeniden çıkar.

Tırnak Sedefi Belirtileri Nelerdir?

Tırnak sedefi, psoriasisin el ve ayak tırnaklarındaki yansımasıdır. Sedef hastalarının yaklaşık yarısında tırnak tutulumu ortaya çıkar. Psoriatik artriti olan kişilerde bu oran yüzde 80'in üzerine çıkar. Tırnak sedefi bazen deride hiçbir plak yokken tek başına da ortaya çıkabilir. Tırnak sedefinin tipik bulguları aşağıdaki listede yer alır.

  • Tırnak yüzeyinde toplu iğne başı büyüklüğünde çukurcuklar

  • Tırnak altında yağ damlasını andıran sarı kahverengi lekeler

  • Tırnak plağının uç kısımdan başlayarak yatağından kalkması (onikoliz)

  • Tırnakta kalınlaşma, ufalanma ve tırnak altında kepek benzeri birikim

  • Tırnakta beyaz noktalar ve boyuna çizgiler

Tırnak mantarı da benzer kalınlaşma ve renk değişikliği yapar. Dermatologlar tırnak mantarını tırnak sedefinden ayırmak için genellikle tırnak kazıntısında mantar incelemesi ister. Tırnak sedefi eklem tutulumunun erken habercisi olabilir. Bu nedenle tırnak değişikliği yaşayan sedef hastalarının eklem şikayetlerini de takip etmesi önem taşır.

Sedef Romatizması (Psoriatik Artrit) Nedir?

Sedef romatizması, tıbbi adıyla psoriatik artrit, sedef hastalığının iltihabi bir formudur. Bu form eklemleri, tendonları ve tendonların kemiğe yapıştığı noktaları etkiler. Psoriatik artrit sedef hastalarının yaklaşık yüzde 30'unda gelişir. Çoğu kişide deri belirtilerinden yıllar sonra ortaya çıkar. Vakaların yaklaşık yüzde 15'inde ise eklem belirtileri deri belirtilerinden önce başlar. Psoriatik artritin uyarı işaretleri aşağıdaki listede yer alır.

  • Bir parmağın tamamının sosis gibi şişmesi (daktilit)

  • Topuk arkasında veya ayak tabanında ağrı

  • 30 dakikadan uzun süren sabah sertliği

  • Bel ve kalçada gece artan ağrı

  • Tırnak değişikliklerine eşlik eden parmak ucu eklem ağrısı

Psoriatik artrit erken dönemde kontrol altına girmezse eklemlerde kalıcı hasar bırakabilir. Eklem şikayeti yaşayan sedef hastalarının romatoloji değerlendirmesinden geçmesi bu hasarın önüne geçmeye yardımcı olur.

Sedef Hastalığı Hangi Hastalıklarla İlişkilidir?

Güncel araştırmalar sedef hastalığını yalnızca bir deri hastalığı olarak görmez. Araştırmalara göre sedef hastalığı tüm vücudu etkileyen sistemik bir iltihabi hastalıktır. Ciltteki iltihabı besleyen TNF alfa ve interlökin 17 gibi moleküller kan dolaşımına da karışır. Bu moleküller damar duvarından eklemlere kadar farklı dokuları etkiler. Orta ve ağır psoriasisi olan kişilerde aşağıdaki hastalıkların riski genel topluma göre daha yüksektir.

  • Kalp damar hastalıkları ve kalp krizi

  • Metabolik sendrom, tip 2 diyabet ve obezite

  • Yüksek tansiyon ve kolesterol yüksekliği

  • Yağlı karaciğer hastalığı

  • Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi iltihabi bağırsak hastalıkları

  • Göz iltihabı (üveit)

  • Depresyon ve anksiyete

Risk artışı özellikle genç yaşta başlayan ve ağır seyreden sedef hastalığında belirginleşir. Sedef hastalarının tansiyon, kan şekeri, kolesterol ve karaciğer değerlerini düzenli aralıklarla kontrol ettirmesi önem taşır. Bu kontroller kalp damar ve metabolik hastalıkları erken yakalamaya yardımcı olur.

Dermatologlar Sedef Hastalığını Nasıl Teşhis Eder?

Dermatoloji uzmanı sedef hastalığı tanısını çoğu zaman fizik muayene ile koyar. Uzman hekim muayenede şu adımları izler.

  • Plakların görünümünü, sınırlarını, pul yapısını ve dağılımını inceler.

  • Tırnakları ve saçlı deriyi kontrol eder.

  • Ailede psoriasis öyküsü olup olmadığını sorar.

Dermatoskop adlı büyüteçli cihaz, plak içindeki noktasal damar yapısını göstererek tanıyı destekler.

Sedef hastalığı egzama, seboreik dermatit, liken planus, pityriasis rosea ve mantar enfeksiyonlarıyla benzer bir görünüm verebilir. Tablo net olmadığında hekim küçük bir deri parçası alarak biyopsi yapar ve patoloji incelemesi tanıyı kesinleştirir. Vitiligo ise pullanma yapmayan, renk kaybına bağlı beyaz lekelerle seyreder. Bu yüzden vitiligo sedef hastalığından kolayca ayrışır. Psoriatik artrit şüphesinde hekim ayrıca kan tahlilleri, romatoid faktör testi ve eklem görüntülemesi ister.

Sedef Hastalığının Şiddetini Hangi Ölçütler Belirler?

Hekimler sedef hastalığının şiddetini belirlemek için iki temel ölçüt kullanır. Birincisi tutulan vücut yüzey alanı (VYA), ikincisi PASI skorudur. PASI skoru plakların kızarıklığını, kalınlığını, pullanmasını ve yaygınlığını 0 ile 72 arasında puanlar. Pratik bir ölçü olarak, kişinin bir avuç içi alanı vücut yüzeyinin yaklaşık yüzde 1'ine denk gelir.

Sedef Hastalığı Şiddeti

Tutulan Vücut Yüzey Alanı

Genel Tedavi Yaklaşımı

Hafif

Yüzde 3'ten az

Topikal tedaviler ve cilt bakımı

Orta

Yüzde 3 ile 10 arası

Topikal tedaviler ve fototerapi

Ağır

Yüzde 10'dan fazla

Fototerapi, sistemik veya biyolojik ilaçlar

Tablo, Amerikan Ulusal Psoriasis Vakfı (NPF) sınıflamasını temel alır. Yüz, el, ayak ve genital bölge tutulumu, alan küçük olsa bile hastalığı daha ciddi bir kategoriye taşıyabilir.

Sedef Hastalığı Geçer mi, Nasıl Geçer?

Sedef hastalığı kronik bir hastalıktır ve modern tıp bugün psoriasisi tamamen ortadan kaldıran bir yöntem tanımlamaz. Buna karşın sedef hastalığı alevlenme ve sakinleşme (remisyon) dönemleriyle seyreder. Doğru yönetimle plaklar aylarca, hatta yıllarca tamamen kaybolabilir. Remisyon süresini belirleyen başlıca etkenler şunlardır.

  • Hastalığın türü

  • Tetikleyicilerin kontrolü

  • Eşlik eden hastalıklar

  • Tedavinin kişiye özel ve bütüncül bir plana dayanması

Sedef hastalığı nasıl geçer sorusunun cevabı türe göre değişir. Guttat tip sedef hastalığı bazı kişilerde tek bir atakla sınırlı kalır ve haftalar içinde iz bırakmadan geriler. Plak tipi psoriasiste ise hedef, plakları temizlemek ve iyilik dönemini olabildiğince uzatmaktır.

Sedef Hastalığı Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Sedef hastalığı tedavi yöntemleri hastalığın türüne, şiddetine, tutulan bölgeye ve kişinin genel sağlık durumuna göre farklılık gösterir. Konvansiyonel tıpta sedef hastalığı tedavisi genellikle basamaklı ilerler. Hekim hafif vakalarda topikal ürünlerle başlar. Gerekli durumlarda fototerapiye, sistemik ilaçlara ve biyolojik ajanlara geçer.

Topikal Tedaviler ve Sedef Kremleri

Topikal tedaviler, hafif ve orta şiddetteki sedef hastalığında ilk basamağı oluşturur. Halk arasında sedef kremi adını alan ürünlerin büyük bölümü aşağıdaki etken madde gruplarından birini içerir.

  • Topikal kortikosteroidler, plaklardaki iltihabı ve kaşıntıyı hızla azaltır. Uzun süreli ve kontrolsüz kullanım ciltte incelmeye, çatlaklara ve damar belirginleşmesine yol açabilir. Bu yüzden hekim kullanım süresini sınırlar.

  • D vitamini analogları, örneğin kalsipotriol, keratinositlerin aşırı çoğalmasını yavaşlatır. Hekimler D vitamini analoglarını sıklıkla kortikosteroidlerle birlikte reçete eder.

  • Salisilik asit, kalın pulları yumuşatır ve diğer topikal ürünlerin cilde geçişini kolaylaştırır.

  • Kömür katranı, pullanmayı, kaşıntıyı ve iltihabı azaltır. Ancak kokusu ve leke yapma özelliği kullanımını sınırlar.

  • Kalsinörin inhibitörleri, yüz ve kıvrım bölgeleri gibi ince derili alanlarda kortizonsuz bir seçenek sunar.

  • Nemlendiriciler, tüm şiddet düzeylerinde cilt bariyerini destekler ve kuruluğa bağlı çatlakları azaltır.

Topikal ürünlerin etkisi düzenli uygulamaya bağlıdır. Hekim önerisi dışında kullanılan kortizonlu kremlerde risk daha yüksektir. Kişi bu kremleri aniden bıraktığında plaklar daha şiddetli biçimde geri dönebilir.

Fototerapi ile Sedef Hastalığı Tedavisi

Fototerapi, kontrollü dozda ultraviyole ışığın deri üzerindeki aşırı aktif bağışıklık hücrelerini baskılaması esasına dayanır. Dermatologlar orta ve yaygın sedef hastalığında en çok dar bant UVB fototerapisini tercih eder. Hasta genellikle haftada 2 ile 3 seansa katılır. PUVA tedavisi ise psoralen adlı ışığa duyarlılaştırıcı bir maddeyi UVA ışığıyla birleştirir. Fototerapi etkili bir seçenek sunar, ancak düzenli klinik ziyareti gerektirir. Uzun vadede özellikle PUVA tedavisi cilt yaşlanmasını ve cilt kanseri riskini artırabilir.

Sistemik ve Biyolojik Sedef Hastalığı İlaçları

Ağır sedef hastalığında veya topikal tedaviye yanıt vermeyen vakalarda hekim tüm vücutta etki gösteren sedef hastalığı ilaçlarına başvurur.

  • Metotreksat bağışıklık yanıtını baskılar ve düzenli karaciğer ve kan sayımı takibi gerektirir.

  • Siklosporin bağışıklık yanıtını baskılar ve böbrek fonksiyonu ile tansiyon takibi gerektirir.

  • Asitretin hücre çoğalmasını yavaşlatır. Ciddi doğum kusuru riski taşıdığı için gebelik planlayan kadınlarda uygun bir seçenek değildir.

  • Apremilast gibi hap formundaki yeni kuşak ilaçlar, hücre içindeki iltihabi sinyalleri dengeler.

Biyolojik ilaçlar ise TNF alfa, interlökin 17 ve interlökin 23 gibi iltihabi molekülleri doğrudan hedefler ve vücuda enjeksiyon veya serum yoluyla girer. Biyolojik ajanlar yüksek oranda cilt temizliği sağlayabilir. Ancak bağışıklık sistemini baskıladıkları için enfeksiyon riskini artırır. Tedavi öncesinde tüberküloz ve hepatit taraması gerektirir. Çoğu hastada uzun süreli, hatta ömür boyu kullanım gündeme gelir. Sistemik ve biyolojik tedavilerin yüksek maliyeti ile düzenli laboratuvar takibi, pek çok sedef hastası için uzun vadede önemli bir yük oluşturur.

Sedef Hastalığına Ne İyi Gelir?

Günlük alışkanlıklar, sedef hastalığının seyri üzerinde belirgin bir rol oynar. Aşağıdaki uygulamalar sedefe iyi gelen ve bilimsel çalışmaların desteklediği yaşam tarzı adımlarıdır.

  • Düzenli nemlendirme cilt bariyerini güçlendirir. Kişinin duştan hemen sonra kokusuz ve yoğun kıvamlı bir nemlendirici sürmesi pullanmayı azaltır.

  • Ilık tuz banyoları pulları yumuşatır ve kaşıntıyı hafifletir. Lut Gölü tuzu veya magnezyum içeren banyo tuzlarıyla 10 ile 15 dakikalık banyolar bu açıdan faydalıdır. Sıcak su ve sert sabunlar ise cildi kurutarak plakları kötüleştirir.

  • Kontrollü güneş ışığı, yani kısa süreli ve yanık oluşturmayan güneşlenme, plakların gerilemesine katkı sağlar. Güneş yanığı ise Koebner fenomeni nedeniyle yeni lezyonlara yol açabilir.

  • Kilo kontrolü önemlidir. Fazla kilolu sedef hastalarını kapsayan klinik çalışmalar, kilo kaybının PASI skorunu anlamlı ölçüde düşürdüğünü gösterir.

  • Sigarayı ve alkolü bırakmak hem alevlenme sıklığını hem de sistemik ilaçların karaciğer üzerindeki yükünü azaltır.

  • Stres yönetimi stresin tetiklediği alevlenmeleri sınırlar. Nefes egzersizleri, meditasyon, yoga ve düzenli uyku bu konuda destek sağlar.

  • Düzenli egzersiz iltihabi yükü ve kalp damar riskini düşürür. Yüzme, eklem şikayeti olan sedef hastaları için eklem dostu bir seçenek sunar.

İnternette yayılan sirkeli karışımlar ve ev yapımı merhemler çatlak ciltte tahrişe ve enfeksiyona yol açabilir. Herhangi bir doğal uygulamaya başlamadan önce bir uzmanın uygulamanın hastalık türüne ve cildin durumuna uygunluğunu değerlendirmesi istenmeyen sonuçların önüne geçer.

Sedef Hastalığında Beslenme Nasıl Olmalı?

Beslenme tek başına sedef hastalığını ortadan kaldırmaz, ancak vücuttaki iltihabi yükü doğrudan etkiler. Gözlemsel çalışmalar, Akdeniz tipi beslenmenin yanı sıra sedef hastalığına iyi gelen yiyecekler ağırlıklı bir diyet izleyen kişilerde hastalığın daha hafif seyrettiğini gösterir.

İltihabı azaltmaya yardımcı besinler arasında şunlar yer alır.

  • Yağlı balıklar (somon, sardalya, uskumru)

  • Zeytinyağı

  • Yeşil yapraklı sebzeler ve brokoli

  • Koyu renkli meyveler

  • Ceviz ve keten tohumu

  • Baklagiller

İltihabi yanıtı artırabilecek besinler ise alevlenmeleri kolaylaştırabilir.

  • Rafine şeker ve beyaz un ürünleri

  • İşlenmiş et

  • Trans yağ içeren hazır gıdalar

  • Aşırı alkol

Glutensiz beslenmenin etkisi kişiye göre değişir. Çölyak hastalığı da olan sedef hastalarında glutensiz beslenme cilt belirtilerinde iyileşme sağlayabilir. Çölyakı olmayan kişilerde ise glutensiz diyetin faydası kanıtlanmış değildir.

Domates, patlıcan ve biberin sedef hastalığını kötüleştirdiğine dair yaygın inanç bilimsel çalışmalarda güçlü bir destek bulmaz. Yine de bazı kişiler bu sebzelere karşı bireysel hassasiyet yaşayabilir.

Sedef Hastalığında Hangi Durumlarda Uzmana Başvurmak Gerekir?

Sedef hastalığı belirtisi olabilecek bir döküntü fark eden her kişinin bir uzman değerlendirmesinden geçmesi doğru tanı açısından önem taşır. Aşağıdaki durumlar ise gecikmeden tıbbi destek almayı gerektirir.

  • Vücudun büyük bölümünü kaplayan yaygın kızarıklık ve soyulma

  • Ateş ve halsizlikle birlikte ortaya çıkan irinli kabarcıklar

  • Eklemlerde şişlik, ağrı ve sabah sertliği

  • Kaşıntı nedeniyle uykunun ve günlük yaşamın bozulması

  • Mevcut tedaviye rağmen plakların genişlemesi

  • Sedef plaklarında akıntı, kötü koku veya artan ağrı gibi enfeksiyon bulguları

Sedef Hastalığında İntegratif Tıp ile Tedavi

Biyolojik Tıp Kliniği, sedef hastalığını yalnızca ciltteki plaklar üzerinden ele almaz. Kliniğin integratif tıp tedavi yaklaşımı bağışıklık sistemini, bağırsak sağlığını, iltihabi yükü, stresi ve beslenme dengesini birlikte değerlendirir. İntegratif ve fonksiyonel tıbbın sunduğu imkanlar, psoriasisi tetikleyen kök nedenleri kişiye özel olarak belirlemeyi mümkün kılar. Hekimler bu tetikleyicileri hedefleyen bireysel bir tedavi planı oluşturur.

Biyolojik Tıp Kliniği'nde sedef hastalığı tedavisi, yalnızca doğal içerikli Alman menşeli preparatlara dayanır. Doğal içerikli Alman menşeli preparatlar kimyasal ilaç içermediği için bağımlılık ve uzun süreli yan etki oluşturmaz. Hasta da ömür boyu sürecek bir ilaç kullanımına ve bu kullanımın getirdiği finansal yüke bağlı kalmaz. Biyolojik Tıp Kliniği, bütüncül tedavi yaklaşımıyla sedef hastalığı başta olmak üzere pek çok kronik hastalıkta uzun süreli remisyon elde eder.